tibet

Bir Tabak Mutluluk

Bir Tabak Mutluluk

Modern insanın en büyük hastalığına çare buldum. Önce bu hastalığı tanıtayım size. Aslında hastalıkları. Çünkü ne yazık ki birden daha fazla. Yok yok korkmayın, moraliniz bozulmasın, umudunuz kırılmasın. Hastalık çok ama bulduğum sihirli formül tüm dertlerinize deva olacak.

 

Şimdi size desem ki gizli formülüm Kaf dağının arkasında, Anka kuşunun gagasında ya da Hindistan’da veya Tibet’te…Ulaşmanın zor hatta imkânsız olduğunu bilseniz bile yine de kabul edersiniz değil mi? Çünkü her derde deva böyle bir formüle ulaşmak kolay olmasa gerek. Elde edilmesinin zor olması değerini bile arttırır insanoğlunun gözünde. Çünkü insanlar hep olmayanı ister, avuçlarının içinde tuttuklarına şükretmektense hiç ulaşamayacaklarının yarattığı hayal kırıklığına razıdırlar.

anka

Şimdi yeniden başa dönelim. Teknolojinin bu kadar ileri olduğu bir dönemde, mesafeler kısalmışken, beslenmek için avlanmak, hayatta kalmak için öldürmek zorunda değilken insanın derdi nedir? Yalnızlık? Mutsuzluk? Depresyon? Bencillik? Yoksa bunların hepsi ve daha fazlası mı? Ne yazık ki evet. Paylaşmayı bilmeyen, sevmekten korkan, yakınlaşmayı kendi varlığına tehdit olarak gören yeni nesiller yetişiyor. Daha korkuncu aslında başka türlü bir hayatı da yaşamış olmasına rağmen yeni nesilden bir önceki kuşak da bu hastalıklardan nasibini alıyor.

 

Bu hastalıklarla değişik şekillerde başettiklerini sanıyor insanlar. Kimisi içki şişelerinde, kimisi antidepresan tabletlerde, kimisi televizyondaki sahte hayatları izlemekte bulduğunu söylüyor dertlerinin çaresini. Asıl çözüm ise bu yukarıda saydıklarımdan çok daha gerçekçi çok daha etkili ve çok daha kolay ulaşılır. Ama bir tane yan etkisi var : BULAŞICI.. Ne bulaşıyor derseniz mutluluk, huzur, güven, hepimizin peşinde olduğu farkındalık bulaşıyor.

tabak

Gelelim bu „gizli“ mucizenin adına: Tabak. Evet yanlış okumadınız hepimizin mutfağında bulunan sıradan bir tabak. Öğrenci komşunuza vereceğiniz bir dilim keki, apartmana yeni taşınan genç çifte vereceğiniz 2 kurabiyeyi, gece öksürdüğünü duyduğunuz komşu amcaya vereceğiniz çorbayı koyacağınız tabak.

 

 

Efendim? Hoşunuza gitmedi mi? Bu davranışın çıkar ilişkisine dönebileceğini, elinizi verirseniz kolunuzu kaptıracağınızı mı düşünüyorsunuz? İnsanlara olan güveninizi kaybedeli çok mu oldu? Kötü haber şu ki siz insanlara değil kendinize olan güveninizi kaybetmişsiniz, siz insanları değil kendinizi sevmiyorsunuz.

 

Tabağa bir kek koyup komşusuna vermekten korkan insan Yolda gördüğü bir yabancıya gülümsemekten de, parkta oynayan küçük çocuğunun başını okşamaktan da kasiyere çıkarken iyi günler dilemekten de korkar.

Bugünkü düzenin bize dayattığı bencilliğe kurban etmeyelim kendimizi. Hiçbirimiz tek başımıza zirvede oturup mutlu olamayız. İçinde yaşadığımız toplumun diğer bireyleri de ortalama bir huzur sahibi olmadığı sürece o zirvesinde durduğumuz dağ ayaklarımızın altından kayıverir ve o zaman kimse de kalkmamıza yardım edemez. Kapınızı çalan, nasıl olduğunuzu merak eden insanlarla çevrili bir hayat yaşamanız dileğiyle….

komsu

 

 

null

Sosyal Medyada Paylaş!

ToBe

ToBe

Hiçbirşey için geç değil ve Married with Children :)