main3yazi

Gaipten Sesler Duyuyorum! Bölüm 1

Gaipten Sesler Duyuyorum! Bölüm 1

Kendi isminizi bile arka arkaya tekrar eder durursanız bir süre sonra çok anlamsız gelir, içi boşalır ya; konu kişisel gelişim olunca da bazı kavramları öyle gözümüze gözümüze sokuyorlar ki içimiz bayılıyor. Mesela deneyimlemek, mesela içsel yolculuk, mesela farkındalık. Madem durum bunu gerektiriyor biz de modaya uyalım.

Dediğim gibi bayağı zamandır “malum” konularda kendimi eğitmeye, değiştirmeye, geliştirmeye uğraşıyorum.

İç ses konusunda 1mm yol katetmis değilim. Sanki ben sadece kafadan oluşuyorum ve boynumdan aşağısına kan gitmiyor. Böyle yazınca kendi kendime bir düşündüm. Neden iç ses deyince bu sesin kaynağının kafam olduğunu değil de gövdem olduğunu düşündüm ki? Almanlar bu iç sese Bauchgefühl yani karın duygusu diyor. Sanırım o yüzden ben de iç sesimin midemin oralarda bir yerde olduğunu hayal ediyorum. Herhalde çok derinlerde ki benim iç ses hep susuyor. Oysa ona ne kadar da cok ihtiyacım var.

Beautiful pregnant woman sitting on rubber mat in summer park.

Benim bu iç ses konusunda kafam cok karışık. Kafamın içinde bir sürü ses oluyor tabi ki ama eğer iç ses bunlarsa hiç de okuduğum yazılardaki gibi bana yol gösterip yardımcı olmuyor, doğru kararlar vermemde hiç rol oynamıyor. Benim bu sesler daha cok kafa seslerim yani düşüncelerim. Bu, sanıyorum ki iç sesten farklı. Sonuçta meditasyonun amacı bu kafa seslerini buluta bindirip göndermek.

İç sesimize o kadar büyük sorumluluklar yükleniyor ki bence benimki korkudan gıkını bile çıkaramıyor. İşin erbaplarına göre iç sesinize güvenerek verdiğiniz karar sizin için en doğru karar, iç sesiniz bir yere gitme diyorsa bilin ki vardır bunda bir hayır. Mesela çocukların okulunda abuk sabuk bir toplantı var ve ben hiç gitmek istemiyorum. Bana bunu söyleyen iç sesim mi, tembellik mi, şimdi orda bir sürü lüzumsuz adamla karşılaşacağım korkusu mu? Ben inanın bunu ayırt edemiyorum.

kafa sesi

 

Tek istediğim istediğim şey eğer, olmaz ama olur ya, bir gün onu duyarsam lütfen lütfen anlayayım onun iç ses olduğunu.

Steve Pavlina (bahsettiğim erbaplardan birisi) bu konuda başından geçen birşey anlatıyor. 2 projesi varmış ‘ToDo’ listesinde. Biri yeni workshoplarının web sitesiyle ilgili bir şeyler yapmak diğeri de Costa Rica´ya tatile gitmek. Aslında mantıklı görünen web işini hallettikten sonra kafası rahat bir şekilde tatile gidip oranın tadını çıkartmakken içses ona tatili öne almasını fısıldamış. Steve tatile gittiğinde yakınlardaki bir volkan azıcık patlamış ve o da bu arada biraz rahatsızlanmış. Yapılan tetkiklerde ne alakaysa lav külüne alerjisi olduğu ortaya çıkmış. Tabi adamcağız önceden böyle bir alerjisi olduğunu ne bilsin, her gün lav külü görmüyor ya. Neyse, yine de küller henüz çok yayılmadığı için seyahatini tamamlayabilmiş . Evine döndükten sonra o lavların külü o kadar artmış ki bir sürü insan hastanelik olmuş . Eğer geziyi web işinden sonraya ertelemiş olsaymış , ki alerjik olduğunu bilmediği icin büyük ihtimal volkanik patlamaya rağmen yine de gidermiş geziye, işte o zaman çok daha vahim sonuçlarla uğraşmak zorunda kalabilirmiş ve iç sesi onu işte bu tehlikeden korumuş. Milletin iç sesine bak bir de benimkine bak. Eloğlu yapıyor işte.

sesgeliyor

Şimdi bu konuda cok fazla birsey söyleyemeyeceğim çünkü benim başıma böyle şeyler gelmedi hiç ama nedense pek ikna olmadım ben bu örnekten. Yani bence bu bir yorumlama meselesi. Her şey olup bittikten sonra ‘Haaa bak doğru kararmış zaten içses demişti.’ diyor gibime geldi. Ben olsaydım bu durumdaki, önce webi yapar, tatile gideceğim yer toz bulutuna döndü diye geziyi iptal eder ve adamın başına gelen gibi küçük dozda da olsa hastalanmazdım.

Ama biliyorsunuz çok da duyarız. Birinin uçağı vardır ama birşey binmesine engel olur (iç ses) ve uçak düşer herkes ölür, adam mucizevi şekilde kurtulmuş olur . Yani iç ses illaki var biliyorum ama kendiminkini bulamamış olduğum icin sanırım sinirleniyorum bu konuda.

Ha bir de yine bu Steve Pavlina da dahil olmak üzere bir sürü kişi vegan tarzında beslenmeye başladıktan sonra iç seslerini cok daha net hissedebildiklerini söylüyorlar. Bu durumda benim şansım daha da azalıyor çünkü şu an için hayvansal gıdalardan da şekerden vazgeçebileceğimi hiç sanmıyorum. İşlenmiş şekerin vücudu resmen paslandırdığını biliyorum ama 3km fazla koşarım yine de o pastayı yerim diye düşünüyorum. Zararları apaçık ortada olan şu gazlı içecek olmazsa olmazlarım içinde mesela. İşin kötüsü vazgeçmeye çalışıp da beceremiyor değilim. Vazgeçmek istemiyorum. İçki içmiyorum sigara kullanmıyorum şu kadarcık içeceğin gazından ne olacak diyorum. Sanırım biraz da bu düşünce tarzım yüzünden hedefime ulaşmaktan uzağım.

Ama yine bu konularda yazan herkesin kullandığı bir tabir var:
‘Bir karar verdiğin zaman sonrasında pişman olma çünkü o kararı verdiğin zamanki gelişmişliğine (tekamülüne) göre verilebileceğin en doğru kararı verdin. Daha iyisini yapabilecek durunda olsaydın yapardın.’
Demek ki benim de o noktaya gelmek için biraz daha yolum var.

kalpoderbeyin

En azından artık bu konuda kendimi acımasızca yargılayıp suçluluk duymuyorum. Bunun da kişisel gelişimin gereklerinden olduğunu düşünürsek demek ki bir arpa boyu da olsa yol almışım.

Yararlandığım Kişisel Gelişim Kanunları
1) Verdiğin karar o zaman icin en doğru karardı.
2) Kendini suçlamaktan vazgeç
3) İç ses her zaman en doğru kararı vermenize yardım eder yeter ki onun yolladığı mesajları anlayın.

 

hörstdumich

Her ne kadar ben beceremesem de bu konuda size yardımcı olacak çok yararlı işaretler , sinyaller var aslında. Sanırım ben de yeniden bu sinyallere karşı daha farkında olmaya başlamalıyım. Çünkü ne demiştik? Bu iş sabır işi. Bir kere denedim olmadı diye pes etmek yok. Yapan nasıl yapıyor? Bu bir yolculuk ise eğer son durağa gelmeden inmek yok. Ne demiş karınca?: “Kabe’ye varamasam da hiç olmazsa yolunda ölürüm”

null

Sosyal Medyada Paylaş!

ToBe

ToBe

Hiçbirşey için geç değil ve Married with Children :)