kalp-ile-beyin-arasinda-bir-kopru-bulundu_b

GAİPTEN SESLER DUYUYORUM: BÖLÜM 2

GAİPTEN SESLER DUYUYORUM: BÖLÜM 2

İç sesini (sezgilerini) duymakta benim gibi zorluk çekenlerdenseniz bu yazıda size birkaç ipucu vermeye çalışacağım. Kesinlikle evde deneyiniz 🙂

Belki karakterim, belki yetiştirilme tarzım, belki mühendislik okumam beni hep bir karar verirken matematiksel düşünmeye itti. Ama büyük ihtimal bir şeylerin yolunda olmadığının bilinçsiz bir şekilde de olsa farkındaydım ki karar vermek konusunda hep zorluklar yaşadım. (Link: karar vermenin dayanılmaz hafifligi)

Öncelikle iç sesinizi dinlemek ölçmeden biçmeden aklımıza estiği gibi karar vermek değil. O yüzden içiniz rahat olsun. Elbette ki kararın öncesinde olayı mantık düzeyinde analiz etmeniz önemli. Gerisini iç sesinize bırakın.

Buradaki sıkıntı   aslında şundan kaynaklanıyor: Mantığımız geleceğin endişesi ile karar verirken iç sesimiz anı kurtarmanın derdinde. Başka deyişle mantık gelecekteki mutluluğumuz icin çalışırken sezgilerimiz ‘AN’da mutlu olmamızla ilgileniyor. Sadece mantığımızı dinlemekte büyük bir tehlike var. Mutluluğu sürekli geleceğe erteliyoruz. Belki de hiç ulaşamayacağımız bir geleceğe. Geçerli olan tek zaman birimi şüphesiz “AN”.

34238479-farklı-ayakkabı-kadın-bacaklar

Mantık kısmını tamamladıktan sonra yapacağınız en güzel şey iç sesinizin ne dediğini duyabilmek için vücudunuzun verdiği sinyalleri anlamaya çalışmak. Daha çok bir hafiflik, bir rahatlama mi hissediyorsunuz yoksa gerildiğinizi, omuzlarınızın, dişleriniziniz kasıldığını mı hissediyorsunuz? Bunu farkedebildikten sonra karar zaten verilmiş demektir. Ama ona biraz zaman tanımayı da ihmal etmeyin. Bazen hiç o konuyu düşünmüyorken pat diye aklınıza kafanızdaki sorunun cevabı geliveriyor.

İşin en zor kısmı bu sinyalleri anlamak. Bu durumu geliştirmenin yollarından en önemlisi farkındalık egzersizleri ve meditasyon çalışmaları. Ve yine anahtar sözcüğümüz sabır. Farkındalık çalışmalarına hafta bazında zaten başladığımı düşünürsem ilk adımı atmış olduğuma kendimi ikna ediyorum. Meditasyon konusu ise “Gözlerimi kapatıp iki ommm dedim mi tamamdır” denemeyecek kadar derin bir konu olduğundan şimdilik onu es geçiyorum ve yazarken yaptığımı düşündüğüm meditasyonun yeterli olduğuna kanaat getiriyorum.

İç sesimizi dinlememize rağmen yine de huzursuz hissetmemiz çok mümkün. Bunun nedeni ise mantık ve sezgilerimizin paralel olmaması. Birinin tamam dediğini diğerinin kabul etmemesi. Demek ki burada dikkat etmemiz gereken nokta iki kısmın da barış içinde olacağı adımlar atmak. Doğumgünü partisi vermek istiyorsunuz ama çok sevdiğiniz bir iş arkadaşınızı çağırırken bir diğerini çağırmayı asla istemiyorsunuz. Sonuçta bu sizin partiniz. Sezgileriniz çağırma diyor ama mantığınız bunun çok ayıp olacağını, o diğer arkadaşınızın çok kırılacağını, bunu istemeseniz bile yapmak zorunda olduğunuzu söylüyor. Bu durumda iç sesinizi de dinleseniz mantığınızı da dinleseniz huzursuz olacaksınız çünkü ikilimiz uyum içinde çalışmıyor.

Peki bu çıkmazdan kurtulmanın bir yolu var mı? Bu yola baş koyanlar bize yardımcı olacağını düşündükleri bazı davranış şekillerini pratiğe geçirmemizi tavsiye ediyorlar.

Bunlardan biri küçük resmin dışına çıkmak, olaya başkasının gözüyle bakmaya çalışmak. O zaman önümüzde başka alternatifler olabileceğini, durumun göründüğü gibi trajik olmadığını farkedebiliyoruz. Olaylarla aramıza mesafe koyup, hayat filmimizde başrol oyuncusu değil de ona ne yapmasının doğru olduğunu söyleyen yönetmen gibi davranabilirsek işimiz kolaylaşıyor. Bunu yapmakta zorlanıyorsanız hayalinizde

bulunduğunuz mekana dışardan bakin. İki sandalye koyun ortaya. Bir sandalyeye mantıklı karar verdiğiniz zamanki kendinizi oturtun. A sandalyesindeki siz o kararı verdikten sonra nasıl görünüyor dışarıdan? Verdiği karardan mutlu mu? Gülümsüyor mu yoksa tedirgin mi? Sandalyedeki sizi iyice izleyin. Sonra dublörünüzü diğer sandalyeye oturtun? Ya da güç siz de değil mi ? Mantıklı siz orada oturmaya devam ederken siz yeni bir siz oturtun sandalye. O da sezgilerinizi dinlediğinizdeki siz olun. Ona da biraz zaman tanıyın sonra da iki kişiyi kıyaslayın. Hangisini ne kadar dinlemeniz gerektiğini hissedeceksiniz.

my

Bu konuyu kendimden bir örnek vererek derinleştirmek isterdim ama maalesef ben hala artı eski listesindeyim. Ama benim bacak kadar boylu oğlum bu işi çoktan çözmüş. Diyorum ben zaten 2000den sonra doğan çocuklarda bir tuhaflık var. Altın çağa girmiş olduğumuzun elle tutulur kanıtları onlar. Bir mont alacaktık oğluma ama 2 mont arasında karar veremedi. Bana kalırsa karar verecek bir durum yoktu bile ortada. Çünkü montun bir tanesi kapüşonlu diğeri ise kapüşonsuzdu. İkisini kıyaslamak bile çok anlamsızdı. Aachen gibi bir şehirde kapüşonuz mont satmanın bile mantığı yoktu bence. Ama yine de modern(!) bir anne olarak kararı çocuğuma bırakma olgunluğunu gösterdim. Oğlum bir montu sağ omzuna diğerini sol omzuna koydu, aynaya baktı ve gülümsedi. Evet kapüşonsuz olanı almaya karar vermişti. Yağmur yağdığı zamanlar çok havalı bulduğu kasketini takıp yağmurdan korunurdu ya da şemsiyesini kullanırdı. Bu kadar mantıksız bir açıklama da ben hayatımda duymamıştım. Zaten elleri kolları dolu okula gidiyor çocuklar. Yok okul çantası yok spor çantası . Niye bir de şemsiyeyi kendine yük etmek ister ki insan? Ya da niye okulda her teneffüs şapkam nereye düştü diye aramak zorunda bırakır kendini? Bana sorarsanız tamamen yanlış montu almıştık üstelik de limon gibi sapsarıydı rengi. Tek tesellim çocuklar çabuk büyüyordu ve gelecek sezon nasılsa o mont üstüne olmayacaktı. Ama oğlum montunu o kadar severek giydi ki ne şemsiye taşımaktan şikayet etti, ne de kasketini kaybetti.

 

Sezgilere güvenmeyi öğrenmenin yolu sanırım kendi verdiğiniz kararın sorumluluğunu taşıyabilmekten geçiyor. Bunu yapabilecek kadar cesur olduğunuz zaman da mantık ve kalbiniz işbirliği yapıyor ve siz huzur buluyorsunuz. Mükemmel olmaya çalışmadan, kendinize hata da yapma hakkını vererek, kendiniz gibi olmaya başlayabildiğinizde iç sesinizi duymanız da kolaylaşıyor.

 

 

 

 

 

 

 

null

Sosyal Medyada Paylaş!

ToBe

ToBe

Hiçbirşey için geç değil ve Married with Children :)