main000

Kendimle İmtihanım

Kendimle İmtihanım

Uzun zamandan beri, dönem dönem ara vermekle birlikte, kişisel gelişim, içsel yolculuk, farkındalık, hayata geliş nedenimiz, yoga, meditasyon, nefes gibi bir sürü konuya merak duymaya başladım.

Uzaylı konusu yine son 10-15 senedir özel bir araştırma içine girmesem de bir haber görünce tıkladığım, fotomontaj oldukları belli olsa da uzayı gören masum köylü resimlerine bakmadan geçmediğim bir konu olmuştu benim için. O yüzden bir dönem Saba Tümer’in programını bile izler olmuştum. Çünkü habire Haktan Akdoğan´ ı konuk ediyordu programına. Haktan Bey Türk bir UFOlog ve ben de hep merakla izledim onun UFO’lar hakkında anlattıklarını.

1haktan

 

Hatta benim şöyle fantezilerim de vardır. Dost uzaylılar beni kaçırsa ben onlara dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlatsam onlar benim beynime telepati yoluyla dünyada konuşulan dilleri aktarıverse sonra hiç birşey olmamış gibi beni yine evime ışılayıverseler. Yalnız bu benim pek de dillendirmediğim bir merakımdı. Neden derseniz, sen tut “Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden” (özellikle tırnak içinde yazdım. Sakın yanlış anlamayın benim için bu tabirin zerre kadar önemi yok. Bu konuya da yine geleceğiz etiketler, algılamalar , kaktırmalar vs konusunda)birinde mühendislik oku sonra da uzaylılar keşke beni kaçırsa diye hayaller kur. Her neyse, yani UFO’dan uzaylıdan falan korkmadığımı düşünüyorum ve hatta 2006 ya da 2007 senesi olabilir, böyle bir ilkbahar akşamı, bir sürü (Dikkat…Bir , iki değil harbiden bir sürü) UFO gördüğüme de eminim. (bunu da çok az arkadaşımla paylaşmışımdır) Aslında fotoğraf çekecektim ama 2 sebepten yapmadım bunu. Birincisi; o kadar şok olmuştum ki ben kalkıp cep telefonunu bulana kadar bunlar kesin gider, en iyisi anı yaşayayım dedim. İkincisi de Haktan hoca hep işte kaliteli bir UFO fotosu, videosu şöyledir böyledir, bir mihenk noktanız olsun falan dediği ve ben bu ayrıntıları hiç dinlemediğim için kesin beceremem, kasmayayım hiç diye düşündüm.

Şimdi yine alakasız gibi görünen ama aslında çok alakalı olan bir noktaya kısaca değinmek istiyorum parantez içi olarak. Mesela bu Hakan Akdoğan eğitimli falan bir adam, üstelik maddi sıkıntıları da olmayan bir aileden geliyor. Zaten belki bu sayede bu konularla ilgilenecek zamanı falan buluyor bilemiyorum. Ama ben şu kimsenin tanımadığı, umurunda bile olmadığı basit hayatımda bile ayy elalem ne düşünür uzaylı fantazimi duysa falan diye çekindiğim için bu konularda gerçekten ne hissettiğimi hiç paylaşmam. Adam televizyona çıkıyor milyonların önünde „Evet tabi ki uzaylı vardır, üstün ırklar bizi izliyor , yok uzay komitesi şöyle karar aldı” falan diyor. Rahat batıyor herhalde. Aslında büyük cesaret. Ama bunları geçiyorum. Söylediği her şey zaten bana hitap etmiyor o ayrı, ama beni etkileyen şey adam herkese rağmen kendi olabiliyor. Ne büyük bir özgürlük. Maske takmıyor. Neye inanıyorsa onu söylüyor. Şimdi bunu parantez içi olarak söyledim ama konularımızın dönüp dolaşıp geleceği yerlerden biri de bu konu olacak. Kendin olmak, özgüven, özsaygı ve bu da yine hayata geliş amacımızla, tekamülümüzle biryerlerde kesişecek.

2maske

Sonra 2012de Haktan hocayı bu defa Maya kehaneti konusunda karşımda görünce şaşırdım açıkçası. Yoksa hakikaten tapınakları uzaylılar mı yapmıştı. Yakından gittim gördüm valla mayaların yaşadığı yeri. Meslekten pek de anlamayan bir inşaat mühendisi olarak bana kul yapımı gibi göründü ama bilemem tabi. Bir de mayalar konusunda beni ilgilendiren şey daha çok dünyanın sonu hikayesiydi. Yani Nostradamus da bir sürü kehanette bulunmuş.. Ee bakıyorsun şu şu şu tuttu da bilmem ne diyorlar. Hiç de tutmamış kardeşim. Olay olduktan sonra “Aaa işte kara ejderha görmüştüm ben fincanda. Demek plazada işe başlamana delaletmiş. Bak bildim” diyen falcılara benziyor bu yorumcular. O yüzden nihayet bir kehanetin tutup tutmayacağını birebir kendi gözlerimizle yaşayacaktık. İşin bu kısmı bana çok enteresan geliyordu. Kıyamet kopmadı ama kopmayınca bu defa başka bir grup “Ee zaten kopmayacaktı biz demiştik. Bu, bir dönemin bitip yeni dönemin başlaması” dediler. İnsanlık yaşadığı karanlık dönemi atlatıp altın çağı yaşamaya başlayacaktı. Bu değişim bugünden yarına değil 20-25yıl gibi bir zaman zarfında sonuçlarını çok net gösterecekti. Kalp gözlerini açmaya meyilli insanların bu sürece uyumu daha kolay olacaktı. Zaten 2000li yıllardan sonra doğan çocukların bizim nesilden ne kadar da farklı olduğu ortadaydı vs vs. Şimdi bu teori de bana çok sevimli geldi açıkçası. Çünkü normal insan ömrünü 75-80 sene kabul etsek ucundan kıyısından da olsa bu altın çağı yine çıplak gözle görme olasılığım vardı. Üstelik bu üçüncü gözü açma olaylarıyla da bayağı ilgiliyim ki ben bu konularla ilgilenmeye bu teoriden önce başlamıştım. Yani aman aman altın çağda kolay yaşamak için hemen 2 yoga kursuna yazılayım düşüncesiyle değil hakikaten yoga, meditasyon, farkındalık konularına ilgi duyduğum için bu kadar okuyor araştırıyor ve uyguluyordum. Bir de o kadar birbirinden alakasız sandığım ilgi alanlarım birbiriyle birbirini desteklercesine karşılaşıyordu ki bunlara tesadüf demektense olmak için doğru zamanı bekleyen olaylar silsilesi demek daha etkileyici geliyordu kulağıma.

 

3maya

Buna hemen bir örnek vereyim daha önce bir yazımda bahsetmiştim trommel çaldığımdan. Trommela başlamam da tamamen plan dışı gelişen bir olaydı benim gibi aldığı nefesi bile planlamayı seven bir insana göre ama şimdiki düşünce tarzıma göre o zaman böyle bir tecrübeye ihtiyacım varmış demek ki karşıma bu fırsat çıkmış. Bu temalarla ilgiliyseniz mutlaka bir yerde denk gelmişsinizdir. Öğrenci hazır olduğu zaman öğretmen onu bulur. Neyse sonra bir dönem meditasyon yapmaya falan çalıştım kendi kendime youtube videoları ile falan ama mümkün değil kafamdaki düşünceleri durduramıyorum. Sonra fark ettim ki bu düşünceleri 1 saate kadar durdurmayı başarabildiğim bir aktivite var ve bu trommel dersleri. Hem ritmi takip etmek hem şarkı söylemek hem bu şarkıyı şu an hangisi olduğunu bilmediğim bir Afrika dilinde söylemek değil düşünceleri bütün yaşamsal faaliyetleri durdurabilecek bir konsantrasyon gerektiriyordu. Ve ben artık öğrenmiştim ki beyin ayni anda birden çok şeye odaklanmakta güçlük çeker. Trommel çalmak benim için ekstra odak gerektirdiği için o süre zarfında ne gelecek planları endişeleri ne geçmişteki can sıkan konuların geviş getirilmesinin benim ANımda yeri olamıyordu. Yani şimdi ve burada olabiliyordum. Demek çocuklarımı bu kursa yazdırmaya karar vermek aslında benim meditasyona karar vermemle alakalıydı (yerseniz!) Herşey biraz da nasıl baktığınızla alakalı. Ben önceden biri bana böyle şeyler anlattığında hadi bakalım daha ne kadar zorlayacak sınırlarını derdim içimden. Ama şimdi bu yazıyı yazıyor ve aslında kalpten de bunun bir tesadüf olmadığına ciddi biçimde inanı….. yo hayır bayağı eminim.

4dans-ile-meditasyon

Yerli yabancı onlarca kitap internet sitesi blok okudum. Bazısı ‘hah iste tam aradığım şey’di bazısı sadece internette popüler olmuş aforizmaların peşpeşe dizilimiydi. Beğendiklerimi okurken, kitapsa altlarını çizdim bir daha dönüp okumak için, internetse favorilere ekledim. Ama günümüzde maalesef bir arşiv oluşturmak çok zor. Kitaplarım bazen arabanın arkasından başka bir arkadaşın evine yollandı, internet sitelerim bazen telefondan bazen bilgiyardan bazen tabletten kaydedildiği için ben onları bir türlü bir düzene koyamadım. Şimdi çok üzülüyorum. Kafamın içinde bir sürü bilgi var ama onları bir toparlayayım bunu nerden duymuştum acaba bu hangi yazarın önerisiydi derken kayboluyorum. Üstelik geçirdiğim aşamaları da takip edemiyorum…3 sene önce ‘ufff bu ne yaa, deli saçması’ dediğim şey şimdi günlük hayatımın bir parçası olmuş ve ben bunu fark bile etmemişim. Aslında güzel birşey 🙂 ama farkındalık da farkındalık diye dolaşan bana yakışmıyor bu bilinçsizlik halleri.

O yüzden ben de bugün itibariyle bir karar aldım. İçinde bulunduğum dönemde gelişimim için ne yapıyorsam onu bu dijital ortamda kaydetmeye karar verdim. Ne de olsa söz uçar yazı kalır…

İlk başlarda büyük ihtimal çok dağınık olacaktır ama yazılar çoğaldıkça birbirleriyle örtüşüp bütünü oluşturacaklardır diye umut ediyorum.

Bu yazı çok uzun oldu biliyorum…o yüzden farkındalıkla ilgili bugün başladığım ve sıkılmazsam 1 hafta yapmayı düşündüğüm egzersizi hemen bir sonraki yazıda paylaşacağım..

KENDIME NOT: Bu yazıda kullandığım kişisel gelişim kanunları:

1)Öğrenci hazır olduğunda öğretmen ortaya çıkar

Bu sözü onlarca onlarca kaynakta okumuşumdur
Kısaca Google da yazarsanız karşınıza yüzlerce kişisel gelişim sayfası çıkacaktır. (Ferrari’sini Satan Bilgeyi şimdiye kadar duymadıysanız bile bu sayfalardan birinde kesin okuyacaksınız. Bu yazılardan birini okuduğunuz zaman içerisinde geçen bir sürü kavram da ileriki günlerde bizim yazılarımızda da sık sık karşımıza çıkacak.

2)Söz uçar yazı kalır
Bu kanun aslında tamamen benim kişisel gelişimimle ilgili. Ama yine ileriki yazılarda bu konudaki hikayemi mutlaka yazmak isterim. Çünkü günlük tutmadan ileri gitmeyen kendi kendimle konuşmalarım bana değişik imkanlar getirdi son yıllarda. O yüzden yazıyor olmak benim için çok önemli. Herkesin bu hayatta kendini mutlu hissettiği bir alan mutlaka var. Bu konuyu da hayata geliş sebebimiz hakkındaki yazılarda deşelim.

3)Tesadüf diye birşey yoktur

4)ANı yaşamak

5)Şimdi ve Burada olmak

6)Kendin olmak

7) İnsan zihni iki şeyi aynı anda tutamaz

 

null

Sosyal Medyada Paylaş!

ToBe

ToBe

Hiçbirşey için geç değil ve Married with Children :)